Bugün yine o mübarek gün. Cuma. Reyhanlı’nın dar sokaklarında ezanın sesi yükselirken, içimde her zamanki gibi hem bir huzur hem de bir sorumluluk hissi uyanıyor. Masama oturdum, önümdeki ‘İyilik Her Zaman Her Yerde’ yazılı kutuya baktım. Sadece bir kutunun üzerindeki yazı değil bu; aslında bir hayat felsefesi.
Hz. Mevlana’nın o derin sözü bugün aklımı kurcalıyor: ‘Mazlum ol, zalim olma. Üzül de üzen olma. Mahşerde hesap zordur, ezil ama ezen olma.’ Bu topraklarda, bu Reyhanlı’da yıllar boyunca çok şey gördük. Acıyı da gördük, dayanışmayı da. Kimimiz ezildik, kimimiz yorulduk. Ama şunu da gördük ki bu şehir, birbirinin elinden tutan insanların şehridir.
Toplumsal birlik dediğimizde aklıma hep şu gelir: Farklı düşüncelerden, farklı geçmişlerden insanlar bir arada durabiliyorsa, bu ancak kimsenin kimseyi itmemesiyle, kimsenin kimseyi ezmemesiyle mümkündür. Reyhanlı bunu defalarca ispatladı. Biz burada kavga kültürüyle değil, sofra kültürüyle büyüdük. Komşunun ekmeği yetmiyorsa seninkinden bir parça kırarsın, bu kadar basit.
Bugün pek çok kesim birbirinden uzaklaşmış, kutuplaşmış görünüyor. Ama ben inanıyorum ki bu coğrafyada ortak acı, ortak umut hâlâ birleştiricidir. Birini ötekileştirmek kolaydır, yanına oturup çay içmek ise cesaret ister. O cesaret bizde var. Hep vardı.
IHH gibi köklü hayır kurumlarının ‘İyilik Her Zaman Her Yerde’ diye özetlediği şey aslında bu değil mi? Güçlüyken alçakgönüllü olmak, imkânın varken paylaşmak, sesin çıkıyorken mazlumun yanında durmak. Bunlar slogandan öte, yaşanması gereken değerler.
Bu mübarek Cuma’da hepinizin gönlü ferah, sofranız bereketli olsun. Birbirimizi seven, birbirimize kol kanat geren bir Reyhanlı ve bir Türkiye dileğiyle… Hayırlı Cumalar.