İsmail DÖNER

Reyhanlı’da Birlik ve Beraberlik Mesajlarının Verildiği Bayramlaşma Programı Gerçekleştirildi

Reyhanlı’da Kurban Bayramı dolayısıyla düzenlenen bayramlaşma programı, yoğun katılım ve samimi atmosfer içerisinde gerçekleştirildi. Programa; AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Hüseyin Yayman, Reyhanlı Kaymakamı Muharrem Coşgun, AK Parti Hatay İl Başkanı Mustafa Erdoğan, AK Parti Reyhanlı İlçe Başkanı Kemal Demirci, Reyhanlı Belediye Başkanı Ahmet Salman Yumuşak, İl Kadın Kolları Başkanı Fatma Gül Çalım, İl Gençlik Kolları Başkanı Behçet Akın, MHP Reyhanlı İlçe Başkanı Bahri Karaahmetli ile çok sayıda protokol üyesi ve vatandaş katıldı.

Bayramlaşma programında vatandaşlarla bir araya gelen protokol üyeleri, hemşehrilerle sohbet ederek Kurban Bayramı’nı kutladı. Program boyunca birlik, beraberlik ve kardeşlik mesajları ön plana çıktı.

Katılımcılar, bayramların toplumsal dayanışmayı güçlendiren önemli günler olduğuna dikkat çekerek, Reyhanlı’da oluşan birlik ve beraberlik tablosunun önemine vurgu yaptı. Samimi ortamda gerçekleşen programda vatandaşların yoğun ilgisi dikkat çekti.

Program sonunda tüm vatandaşların Kurban Bayramı tebrik edilerek; sağlık, huzur ve bereket içerisinde nice bayramlara ulaşılması temennisinde bulunuldu.

Komşunun Ekmeği Büyürse Seninki de Büyür

Komşunun Ekmeği Büyürse Seninki de Büyür

Reyhanlı’da Sabah Pazar Açılmadan Önce

Komşuluk, bir sözleşme değil. Kimse imzalamıyor, noter de yok. Ama Reyhanlı’nın çarşısında her sabah o sözleşme yenileniyor — tezgâh tezgâha bitişik, omuz omuza.

Geçen hafta sabah erkenden çıktım. Araziye geçmeden önce bir tur attım pazardan. Kimi tanıdık, kimi yeni yüz. Ama herkes aynı ritüeli yapıyor: komşu tezgâhın önünden geçerken kasa sayıyor, fiyat soruyor, bazen “bugün domatesi ben de ucuza çektim, sen de çek” diyor. Açıkçası bu sahneyi ilk gördüğümde çocuktum, anlam verememiştim. Şimdi 40’ımı aşkın bir adam olarak anlıyorum: bu bir strateji değil, bir refleks.

Uzun Çarşı’nın Bana Öğrettikleri

Antakya’nın Uzun Çarşısı’nda yıllar önce bir akrabamın dükkânında vakit geçirirdim. Orada esnaf birbirinin müşterisini çalmaz; yönlendirir. “Bende yok, git karşıdakine bak” cümlesi o çarşıda neredeyse bir selamlama kalıbı gibi. İşin doğrusu bu kültürü Reyhanlı’da da görüyorum, ama biraz daha gürültülü, biraz daha kalabalık, biraz daha ham hâliyle.

Ham olması kötü değil. Ham olan şeyin şekli bozulmamış demek.

Reyhanlı’da büyük bir ticaret dinamiği var. Cilvegözü Sınır Kapısı’nın bu tarafa bıraktığı ekonomik nabız, esnafın birbirine yaslanmasını hem zorunlu hem de doğal kılıyor. Bir kapı kapanınca diğeri aralık kalıyor; ama o aralık ancak birlikte tutulabiliyor. Bunu soyut söylemiyorum — yakın çevremden birkaç esnaf, kapının durgunlaştığı dönemlerde birbirinin stokunu paylaştı, birbirinin faturasını geciktirdi, birbirini battı diye yazmadı. Bunları kalem kalem yazan bir gazete olmadı. Ama oldu.

Kendi Arazimde Gördüğüm

120 dönüm arazim var. Besi ünitemi de kurduğumdan beri komşu çiftçilerle ilişkim bambaşka bir boyut kazandı. Yem fiyatları artınca birlikte alım yaptık. Su sorunu çıkınca beraber çözüm aradık. Bir keresinde sulama borum patladı, haberdar olmadan iki komşu geldi ve elleriyle kapattılar sızıntıyı. Ben orada değildim bile.

Bakın, bunu anlatırken bir şeyi de kabul etmem gerekiyor: her zaman böyle güzel gitmiyor. Araziler arasında sınır anlaşmazlıkları çıkıyor, fiyat rekabeti zaman zaman ilişkileri geriyor. Ben de bu sürtüşmelerin içinde kaldım, bazen haksız taraf oldum. Komşuluk, masumiyetin değil iradenin meselesi. Her gün yeniden seçiyorsun.

Sosyal Barış Soyut Değil

21 Mayıs’ı “Komşuluk ve Sosyal Barış Günü” olarak anmak güzel bir niyet. Ama niyet yetmez. Asıl mesele, bu değeri takvimden indirip çarşıya, tarlaya, apartman koridoruna taşımak.

Sosyal barış; büyük laflar değil. Komşunun tezgâhına müşteri yönlendirmek. Kendi ürününü satarken karşıdakini ezmeyi düşünmemek. Bir anlaşmazlıkta “haklıyım” demeden önce bir adım geri çekilmek. Bunlar küçük şeyler gibi görünüyor. Değil.

Asi Nehri boyunca köylerde bu kültürün ne kadar derin kök saldığını biliyorum. Orada komşu kavramı sadece yan evi değil, aynı suyun aktığı toprağı paylaşanları kapsıyor. Ortak su, ortak sorumluluk doğuruyor. Ortak sorumluluk da ortak saygı.

Esnaf Dayanışması Bir Değer Meselesi

Dijital pazarlama işi yapıyorum. Reyhanlı Reklam’ı kurduğumdan beri bölgedeki onlarca esnafla, üreticiyle, girişimciyle çalıştım. Şunu fark ettim: en hızlı büyüyen işletmeler, rakibini yok etmeye değil kendi değerini artırmaya odaklananlar. Bu tesadüf değil.

Komşunun ekmeği büyürse seninki de büyür — bu sadece güzel bir söz değil, ekonomik bir gerçek. Çarşıda müşteri trafiği oluşur. Bir tezgâhı ziyaret eden, yanındakine de bakar. Bir esnafın itibarı yükselirse o sokağın itibarı yükselir. Aksine, bir tezgâh çürürse kokusu yayılır. Komşuluk ekonomisi böyle işliyor.

Yine de dürüst olmak gerekirse: bu dayanışmayı sürdürmek zor. Özellikle dar zamanlarda. Herkes kendi ekmeğine bakarken “komşunun ekmeği” soyut kalabiliyor. Ben de bu sınavı çok geçirdim. Hâlâ geçiriyorum.

Gençlere Bir Şey Söylemek İstiyorum

Reyhanlı’da genç girişimcilerle zaman zaman bir araya geliyoruz. Çoğu zeki, hırslı, enerjik. Ama bazen gördüğüm şu: rekabeti, savaş gibi kuruyorlar zihinlerinde. Sanki karşıdaki kazanırsa sen kaybedeceksin.

Oysa bu topraklarda yüzyıllardır farklı bir mantık işledi. Yan yana duran baklavacı, börekçi ve mantıcı birbirini bitirmedi; o sokağı “yemek sokağı” yaptı. Birlikte çekici hale geldiler. Bu basit ama güçlü bir fikir: yakınlık, rekabeti değil çekimi artırır.

Gençlere şunu söylemek istiyorum: komşunu rakip olarak görme alışkanlığından vazgeç. Onu kaynağın olarak gör. Bilgi kaynağı, moral kaynağı, bazen de stok kaynağı.

Bugün Ne Yapabiliriz?

Belki komşu esnafa bir kahve götürmek. Belki uzun süredir konuşmadığın çiftçi komşunu aramak. Belki sadece “nasılsın” demek, cevabını gerçekten dinleyerek.

Küçük şeyler. Ama kalıcı şeyler.

Reyhanlı bu topraklarda çok şey gördü. Zor zamanlar, ağır yükler, beklenmedik kırılmalar. Her defasında ayakta kalan şey, binalardaki çimento değildi. İnsanlar arasındaki tutkaldı. O tutkal, komşuluktu.

Bugün, 21 Mayıs’ta bunu hatırlamak yetmez. Ama hatırlamak, iyi bir başlangıç.

Komşunun ekmeği büyürse seninki de büyür. Bu söz Reyhanlı’da icat edilmedi, ama Reyhanlı’da yaşıyor.

Sıkça Sorulan Sorular

Komşuluk ve Sosyal Barış Günü ne zaman kutlanır?

Her yıl 21 Mayıs, Komşuluk ve Sosyal Barış Günü olarak anılmaktadır. Bu gün, yan yana yaşamanın ve dayanışmanın önemine dikkat çekmek amacıyla farkındalık etkinliklerine ev sahipliği yapar.

Esnaf dayanışması neden önemlidir?

Esnaf dayanışması, bir çarşıda ya da pazarda müşteri trafiğini ve genel itibarı birlikte yükseltir. Komşu tezgâhlar birbirini desteklediğinde, tüm sokak daha çekici hale gelir; bu da her esnafın tek başına elde edemeyeceği bir büyümeyi sağlar.

Reyhanlı’da ticaret neden komşuluk kültürüyle bu kadar iç içe?

Reyhanlı, Cilvegözü Sınır Kapısı’na olan yakınlığı nedeniyle dinamik ve dalgalı bir ticaret ortamına sahiptir. Bu ortamda esnafın birbirine yaslanması hem ekonomik bir zorunluluk hem de yüzyıllık bir kültürel refleks olarak şekillenmiştir.

Yerel dayanışmayı güçlendirmek için bireyler ne yapabilir?

Küçük adımlar büyük fark yaratır: komşu esnafa müşteri yönlendirmek, ortak alım yaparak maliyetleri düşürmek, anlaşmazlıklarda diyalog kurmak ve uzun süredir görüşülmeyen komşuları aramak dayanışmayı pekiştiren somut adımlardır.


İsmail Döner — Reyhanlı’dan girişimci; dijital pazarlama ve SEO üzerine yazıyor, tarım ve teknoloji projeleri yürütüyor. Diğer yazılar: ismaildoner.com


Hatay Amik Ovası'nda modern damla sulama uygulaması ve gün doğumu

KKYDP Sulama Hibesi 2026 — Tebliğ No 2026/10 Kapsamında Hatay Çiftçisi İçin Bilgilendirme

Reyhanlı’dan, 120 dönümün içinden yazıyorum. Bu yazıyı çevremdeki çiftçi kardeşlerimden gelen “İsmail abi bu sulama hibesi nasıl iş?” sorularına tek tek cevap yetiştiremediğim için kaleme alıyorum. Aşağıdaki bilgilerin tamamı 3 Nisan 2026’da Resmî Gazete’de yayımlanan tebliğ ve Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2026 uygulama rehberi esas alınarak hazırlanmıştır. Tebliğ kapsamında değişiklik olabileceği için kesin uygulama için il/ilçe müdürlüğünüze danışmanızı öneririm.

Hatay Amik Ovası'nda modern damla sulama
Hatay’ın Amik Ovası’nda damla sulama — modern basınçlı sistemler suyu %30-50 oranında daha verimli kullandırıyor.

Tebliğin Resmi Künyesi

Konunun resmi dayanağı:

  • Tebliğ adı: Kırsal Kalkınma Yatırım Programı Kapsamında Tasarruflu Tarımsal Sulama Sistemlerine Yönelik Yatırımların Desteklenmesi Hakkında Tebliğ
  • Tebliğ No: 2026/10
  • Resmî Gazete: 3 Nisan 2026, Sayı: 33213
  • 2026 Uygulama Rehberi: 20 Nisan 2026’da Bakanlık tarafından yayımlandı

Kimler Başvurabilir? (Madde 10)

Tebliğin 10. maddesine göre başvuruya uygun başvuru sahipleri:

  • Gerçek kişiler
  • Ticari işletmeler (anonim, limited, kollektif şirketler)
  • Sulama kooperatifleri
  • Tarımsal kalkınma kooperatifleri
  • Tarım kredi kooperatifleri
  • Sulama birlikleri

Kira sözleşmesi şartı (Madde 10/2-3): Sulanacak arazi mülkiyet veya hisse ile başvuru sahibine ait değilse, gerçek kişi ve şirketler için en az 5 yıllık, sulama kooperatifleri için 10 yıl ve üzeri noter onaylı kira sözleşmesi aranır.

Parselin tarımsal üretim kayıt sistemine (ÇKS dahil) kayıtlı olması başvuruda aranıyor. Henüz ÇKS kaydınız yoksa, ilçe müdürlüğüne başvurarak son başvuru gününden önce kayıt açtırmanız gerekiyor.

Desteklenen Sulama Konuları (Madde 8)

Tebliğ kapsamında destek alabilen sistemler:

  • Tarla içi damla sulama
  • Tarla içi yağmurlama
  • Tarla içi mikro yağmurlama
  • Yüzey altı damla sulama
  • Center pivot ve lineer hareketli sistemler
  • Tamburlu sistemler
  • Güneş enerjili sulama sistemleri
  • Akıllı sulama ve otomasyon sistemleri

Hibe Oranı Konuya Göre Değişiyor (Madde 11/4)

2026 tebliğinin en kritik noktalarından biri: hibe oranı başvuru sahibine göre değil, yatırımın konusuna göre belirleniyor. Tebliğin 11. maddesi 4. fıkrasında konu bazında oranlar şöyle:

Sulama KonusuHibe Oranı
Tarla içi damla sulama%50
Tarla içi yağmurlama%50
Tarla içi mikro yağmurlama%60
Center pivot / Lineer / Tamburlu%60
Güneş enerjili sulama%60
Yüzey altı damla sulama%70
Akıllı sulama / otomasyon%70
Su kısıtı havzalarında — tüm konular%70

Yani Hatay gibi su sıkıntısı yaşanan havzalarda, yatırım konusu ne olursa olsun hibe oranı %70’e kadar çıkabiliyor. Hatay’ın “su kısıtı havzası” kapsamında olup olmadığını il müdürlüğünden teyit almak ilk yapılacak işlerden biri.

Hibeye Esas Proje Üst Limiti (Madde 11/6)

2026 döneminde hibeye esas proje üst limiti 10.000.000 TL olarak belirlendi. Bu, hibe hesabına esas alınan tavan; gerçek yatırım bunun üzerinde olabilir ama hibe yalnızca 10 milyon TL’ye kadar olan kısım üzerinden hesaplanır.

Başvuru Süresi ve Yöntemi

2026 dönemi başvuruları elektronik ortamda kirsalkalkinma.tarimorman.gov.tr üzerinden alınıyor. Resmi kaynaklara göre son başvuru tarihi 12 Haziran 2026.

Yani bu yazının yayım gününden itibaren yaklaşık 3 haftalık bir penceremiz var. Son haftada sistem yoğunlaşıyor; tavsiyem dosyayı ilk hafta tamamlamak.

Çiftçi eli ile damla sulama hortumu döşeniyor
Sahaya inen detay — damla sulama hortumlarının zeytin fidanlarının dibine döşenmesi. Tebliğ 2026/10 Madde 8 kapsamında destekleniyor.

Dosyaya Hazırlanırken

Tebliğ ve uygulama rehberi kapsamında genel olarak istenecek belgeler (kesin liste için 2026 Uygulama Rehberi‘nin EK’lerine ve il müdürlüğünüze danışın):

  1. Nüfus cüzdanı ve ikametgâh belgesi
  2. Tarımsal üretim kayıt sistemi (ÇKS) belgesi
  3. Tapu, hisse belgesi veya en az 5 yıllık noter onaylı kira sözleşmesi
  4. Parsel sorgusu çıktısı (Tapu ve Kadastro e-Devlet)
  5. Su kaynağı bilgisi — DSİ izin yazısı, kuyu belgesi veya yüzey suyu kullanım hakkı
  6. Yatırım yeri uygunluk değerlendirmesi (ilçe müdürlüğü)
  7. Proje dosyası ve teknik şartname (yetkili ziraat mühendisi)
  8. Bayilerden alınmış teklif/proforma faturalar
  9. Vergi borcu yoktur, SGK borcu yoktur belgeleri
Güneş enerjili sulama sistemi
Güneş enerjili pompa + damla sulama kombinasyonu — Tebliğ 2026/10 Madde 8 kapsamında destekleniyor.

Hatay Çiftçisi İçin Bu Hibenin Anlamı

Amik Ovası bir zamanlar Türkiye’nin en bereketli sularına sahipti. Son yıllarda yer altı suyu çekildi, salma sulamada verim düştü, mazot ve elektrik faturası dayanılmaz hâle geldi. Basınçlı sulama sistemleri ve güneş enerjili pompalar bu yükü ciddi ölçüde hafifletiyor.

Bizim 120 dönümde geçen sezon yaptığımız gözlem: salma sulamadan damlaya geçtiğimiz parselde su tüketimi belirgin biçimde düştü, motor saatleri kısaldı, verim aynı kaldı. Bu sezon damla + güneş enerjili pompayı birlikte kurmak için biz de tebliğ kapsamında değerlendirme yapıyoruz.

6 Şubat depremlerinin ardından Hatay tarımında pek çok arkadaşımızın kuyusu, hattı, serası zarar gördü. Bu hibe, sahaya yeniden ayağa kalkış için elimizdeki en somut başlıklardan biri. Komşusu komşusuna haber versin, mahalle muhtarımız esnafımıza söylesin, kooperatif başkanımız üyelerini yönlendirsin. Birimizin haberi olmazsa hepimizin kaybı.

Bakanlığa Bir Selam, Sahadan Bir Not

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2026 tebliğinde hibe üst limitinin geçen yıla göre ciddi şekilde artırılması ve “konu bazlı” hibe oranı yaklaşımının korunması, modern sulamaya geçişin önünü açan değerli adımlar. Sahadan tek ricamız: Hatay gibi 6 Şubat’ı yaşamış illerde başvuru süresinin il bazında bir miktar daha esnek tutulması, evrak akışını kolaylaştırır. Bu da bir vatandaşımızın saygılı dileğidir.

Sık Sorulan Sorular

Hibe oranı kişiye göre mi belirleniyor?
Hayır. Tebliğ Madde 11/4’e göre hibe oranı, başvuru sahibinin sıfatına göre değil, yatırımın konusuna göre belirleniyor (örn. damla %50, yüzey altı damla %70).

Kiracıyım, başvurabilir miyim?
Evet. Sulanacak arazi için gerçek kişi ve şirketler için en az 5 yıl, sulama kooperatifleri için 10 yıl ve üzeri noter onaylı kira sözleşmesi gerekiyor.

Daha önce başka KKYDP hibesi aldım, tekrar başvurabilir miyim?
Aynı yatırım için iki kez hibe alınamaz. Farklı bir konuda daha önce alınmış hibe başvuruya engel değildir; ayrıntı için uygulama rehberindeki “hak kaybı” maddelerini kontrol edin.

Hibe ne zaman ödeniyor?
Hibe peşin ödenmiyor. Çiftçi yatırımı tamamladıktan ve kabul-muayene süreci bittikten sonra Bakanlık tarafından hibe payı yatırılıyor. Süreçler için Uygulama Rehberi esas alınır.

Başvuru nereden yapılıyor?
Elektronik ortamda kirsalkalkinma.tarimorman.gov.tr üzerinden. Soru ve dosya kontrolü için il/ilçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ile irtibata geçilmesi öneriliyor.

Son Söz

Bu hibe bir lütuf değil, devletimizin çiftçisine açtığı bir destek kapısı. Açık olan bir kapıdan girmek ve kapanmadan önce komşumuza haber yetiştirmek bize düşer. Tarlasına damla döşeyecek, panel takacak, sulamasını akıllandıracak her Hatay çiftçisi hem kendi ocağını hem ovamızın geleceğini koruyor.

Sorusu olan kardeşim yorumlarda yazsın; bilmediğimi bilenle paylaşır, paylaşacağımı yine sahadan getiririm. Bu yazıyı tanıdığınız bir çiftçiye iletmek — bu sezonun en kıymetli komşuluğu.

İsmail Döner — Reyhanlı, 120 dönümün içinden.

Önemli not: Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır, resmi danışmanlık niteliği taşımaz. Tebliğin orijinal metni 3 Nisan 2026 tarihli ve 33213 sayılı Resmî Gazete’de, 2026 Uygulama Rehberi ise Bakanlık portallarında yayımlanmıştır. Kesin uygulama için il/ilçe müdürlüğünüze başvurun.

19 Mayıs: 38 Yaşında Samsun’a Çıkmak

19 Mayıs: 38 Yaşında Samsun'a Çıkmak

38 yaşında yeniden başlamak mümkündür.

Bugün 19 Mayıs. Sabah erkenden kalktım, araziye geçtim. 120 dönümlük tarlada sulama kontrol ederken aklım hep aynı noktaya takıldı: Atatürk Samsun’a çıktığında 38 yaşındaydı. Ne arkasında garantili bir sermaye vardı, ne önünde döşenmiş bir yol. Sadece net bir fikir ve o fikre yatırmaya hazır bir ömür.

Ben şu an 38’e yaklaşıyorum. Bu sabah bunu fark ettim. Tuhaf hissettirdi — iyi anlamda.

Reyhanlı’dan Samsun’a Bakmak

Reyhanlı’da büyümek, bir şeyler üretmeye çalışmak, kendi işini kurmaya çabalamak — bunlar kolay değil. Cilvegözü Sınır Kapısı’nın hemen yanı başında yaşıyoruz. Sınırın öte yanında onlarca yıldır süren bir çalkantı var. Bu coğrafyada “girişimcilik” kelimesi soyut kalmaz; her sabah somut bir risk olarak kapının önünde durur.

Açıkçası, burada bir iş kurmak bazen insanı yoruyor. Müşteri tabanı sınırlı. Nitelikli genç, ilk fırsatta büyük şehire göç ediyor. Uzun Çarşı’da eskiden on yıldır aynı yerde duran esnaf vardı; şimdi pek çok kepenk ya kapalı ya da el değiştirmiş. Bunu görmezden gelemem, gelmiyorum da.

Ama işte tam burada 19 Mayıs devreye giriyor.

Atatürk’ün Asıl Dersi: Vaktini Bekleme

Samsun’a çıkış bir kaçış değildi. Şartlar hiç de uygun değildi. Elinde ordu yoktu, hazine yoktu, dünya kamuoyunun sempatisi yoktu. Yine de gitti. Neden? Çünkü beklemenin bir sonu olmadığını biliyordu.

Reyhanlı’daki gençlere bunu söylüyorum — hem kişisel sohbetlerde, hem de Reyhanlı Reklam çatısı altında tanıştığım genç girişimcilere. “Şartlar düzelince başlarım” cümlesi en tehlikeli cümledir. Şartlar kendi kendine düzelmez. Sen düzeltirsin.

Bakın, ben de bu hatayı yaptım. Dijital pazarlamaya geç girdim. “Hatay’da bu işin pazarı yok” dedim yıllarca. Oysa pazar yoktu çünkü kimse yaratmıyordu. Sonunda ben yaratmaya çalıştım. Hâlâ eksik yanlarım var, hâlâ öğreniyorum — ama o ilk adımı atmadan hiçbir şey öğrenemezdim.

Asi Nehri Hep Aktı, Biz Bazen Durduk

Antakya’ya her gittiğimde Asi Nehri’nin kenarında biraz otururum. O nehir binlerce yıldır akıyor. Medeniyetler geldi geçti, nehir akmaya devam etti. İşin doğrusu, Hatay’ın tarihi de böyle: durmaksızın akan, ama zaman zaman içinde yaşayanların donup kaldığı bir coğrafya.

Gençlik de böyle bir nehir olmalı. Durmamalı.

Antakya OSB’de küçük bir atölyeden dünya markasına dönüşen hikâyeler gördüm. Ama aynı zamanda büyük potansiyeli olan gençlerin “burada olmaz” deyip vazgeçtiklerini de gördüm. İkisi de gerçek. Hangisi daha çok gerçek? Hangisini seçtiğinize bağlı.

Üretmek Bir Karakter Meselesi

19 Mayıs kutlamalarında genellikle törenler, marşlar, koşular olur. Bunlar güzel, anlam taşıyor. Ama ben bu yılki 19 Mayıs’ta biraz daha içe döndüm. Şunu düşündüm:

Atatürk’e en iyi saygıyı törenle değil, üretimle gösteririz.

Tarla sürmek de üretimdir. Yazılım yazmak da. Bir esnafın müşterisine dürüst hizmet vermesi de. Bir öğrencinin sınava girip sınavı geçmesi de. Üretmek, bir ülkeyi ayakta tutan tek şeydir.

Ben hem çiftçiyim hem dijital işler yapıyorum. Akıllı besi ünitemi kurduğumda çevrem garip baktı. “Ne işine yarayacak bunlar?” dediler. Yani, anlamak için zaman gerekti. Şimdi aynı kişiler “nasıl yaptın?” diye soruyor. Bu çok değerli bir süreç — hem benim için hem de sorular soran insanlar için.

Hatay Gençliğine Bir Not

Reyhanlı’da, Antakya’da, İskenderun’da, Kırıkhan’da gençler var. Zeki, çalışkan, dünyayı takip eden gençler. Ama çoğu zaman “buradan ne çıkar ki?” sorusunda takılı kalıyorlar.

38 yaşında Samsun’a çıkan adamı düşün.

O adam da “buradan ne çıkar?” sorusunu sorabilirdi. Sormadı. Yerine “buradan ne çıkarabilirim?” diye sordu. Sadece bir harf farkı — ama anlam olarak dağlar kadar mesafe var ikisi arasında.

Girişimcilik bir serüven değil, bir sorumluluktur. Kendi geçimini sağlamak, bir kişiyi daha istihdam etmek, mahallenin esnaf dokusunu canlı tutmak — bunlar küçük şeyler gibi görünür ama ülke bu küçük şeylerle ayakta durur.

Bu Bayramda Kendime Söz Verdim

Her 19 Mayıs’ta bir şeyler söylenir, bir şeyler yazılır. Ben bu yıl kendime somut bir söz verdim: Arazideki akıllı sulama sistemini bu yıl içinde tamamlayacağım. Hem su tasarrufu hem verim artışı için. Küçük bir adım — ama benim adımım.

Çünkü 38’e yaklaşırken anladım ki: büyük değişimler, büyük nutukların değil, küçük ama kararlı adımların birikiminden çıkar.

Atatürk Samsun’a çıktığında yanında sadece birkaç subay vardı. Büyük kalabalıklar sonradan geldi. Önce adım, sonra kalabalık.

Sen de atıyorsan adımını — Reyhanlı’dan, Antakya’dan, Hatay’ın herhangi bir köşesinden — 19 Mayıs’ın ruhunu en iyi anlayan sensin.

Bayramınız kutlu olsun. Üretenlerle, direnç gösterenlerle, adım atanlarla.

Sıkça Sorulan Sorular

19 Mayıs neden gençlik bayramı olarak kutlanır?

Atatürk, 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkarak Kurtuluş Savaşı’nı fiilen başlattı. Bu tarihi, gençliğe armağan etmesi; ulusun geleceğinin gençlerin omuzlarında olduğunu simgelemesi açısından önem taşır.

Hatay’da genç girişimciler için fırsatlar var mı?

Hatay, Antakya OSB, Cilvegözü Sınır Kapısı ve tarım potansiyeliyle ciddi fırsatlar barındırıyor. Dijital araçlarla birleştiğinde yerel girişimler hem bölgesel hem ulusal pazara açılabiliyor.

Küçük bir şehirde iş kurmak büyük şehre göre daha mı zor?

Farklı zorlukları var; müşteri tabanı daha dar, nitelikli iş gücü bulmak güçleşebiliyor. Ama rekabet de daha az, topluluk bağı daha güçlü. Doğru sektörde, doğru araçlarla küçük şehir büyük avantaja dönüşebilir.


İsmail Döner — Reyhanlı’dan girişimci; dijital pazarlama ve SEO üzerine yazıyor, tarım ve teknoloji projeleri yürütüyor. Diğer yazılar: ismaildoner.com


Tarım ve Çiftçi Hakları: 120 Dönümden Bakış

Tarım ve Çiftçi Hakları: 120 Dönümden Bakış

Çiftçi olmak bir meslek değil, bir sorumluluk yükü.

Bunu ilk defa tarlada değil, kasabın önünde anladım. Reyhanlı’da bir kasap, domates kilogramını 18 liradan satıyordu. Aynı gün ben araziden 3,5 liraya vermiştim. Aradaki fark hesap değil, hayal kırıklığıydı.

18 Mayıs. Tarım ve Çiftçi Hakları Günü. Her yıl bu tarihe gelince içimde garip bir his uyanıyor: Kutlamak mı, yoksa hesap sormak mı gerekiyor, bilemedim hiç. Ama bu sefer bir şeyler yazmak istedim. Kendi arazimden, kendi elleriyle öğrendiklerimden.

120 Dönüm, Binlerce Karar

Reyhanlı’nın güneyinde 120 dönüm arazim var. Bir kısmı sulak, bir kısmı kıraç. Geçen sezon arazide toprak analizi yaptırdığımda, toprağın fosfor ihtiyacının tahminimin iki katı olduğunu gördüm. Yıllarca “sezgiyle” gübre atmışım; rakam görünce ürktüm açıkçası.

Sulama için Asi Nehri’nin kollarından beslenen bir hat kurdum. Ama kuraklık giderek bu hesabı bozuyor. 2024 yazında dekar başına attığım su miktarını 2025’te yüzde kırkın üstünde artırmak zorunda kaldım; ürün aynı, maliyet farklı. Toprağın susuzluğu sadece bitkiye değil, çiftçinin cebine de vuruyor.

Bakın, kuraklık şikâyeti yapmak kolay. Ama işin içindeyseniz şunu görüyorsunuz: sorun sadece yağmur değil. Damla sulama sistemini geç kurmak, toprak nemini ölçmeden sulama yapmak, aynı tarlada on yıl aynı ürünü dikmek — bunların hepsi kuraklığı daha da derinleştiriyor. Kendi hatamı da söyleyeyim: üç yıl üst üste aynı parselde domates ektim. Toprak yoruldu, verim düştü, ben geç fark ettim.

Üretici Fiyatı ile Raf Fiyatı Arasındaki Uçurum

Geçen sezon Uzun Çarşı’da bir esnafla konuşurken konu döndü dolastı fiyatlara geldi. Adam haklıydı: “Tüketici pahalı diye bize kızıyor, sen ucuza satmak zorunda kalıyorsun.” İkimiz de mağdur, ortadaki zincir kazanıyor.

Somut konuşayım. Biber hasadında çiftçi eline 4-5 lira geçerken, o biber Antakya’nın marketlerinde 22-25 liraya çıkıyor. Aradaki 17-20 liranın büyük bölümü toptancıya, nakliyeciye, komisyoncuya kalıyor. Ben 120 dönümde ter döküyorum, riski ben taşıyorum, ama değerin yarısına bile ortak olamıyorum.

Bu bir yeni şikâyet değil. Yıllardır böyle. Ama artık bunu dile getirmek bir yakınma değil, bir veri paylaşımı olarak görülmeli. Çiftçi hakları diyorsak, önce bu fiyat zincirinin şeffaf olması gerekiyor. Tarladan rafa kadar her el, her komisyon, her ara maliyet görünür olmalı. Tüketici de bilmeli, üretici de.

Akıllı Tarıma Geçiş: Besi Ünitesindeki İlk Ay

Bir yıl önce arazimin bir bölümüne akıllı besi ünitesi kurdum. Sensörler, otomatik yemleme sistemleri, nem ve sıcaklık takibi. İlk ay her şeyi elle kontrol etmek istediğim için sisteme güvenemedim açıkçası. Sabah 5’te kalkar, verilere bakardım — sanki makinenin yanlış yapacağından korkuyordum.

Ama besi ünitesinde ilk ayın sonunda rakamlar konuştu: yem israfı yüzde 18 azaldı, hayvan başına günlük maliyet 4,2 lira düştü. Küçük görünüyor; 80 baş hayvanla çarpınca aylık 10.000 liranın üstünde bir fark çıkıyor. Teknoloji sihir değil. Ama doğru kurulursa gerçekten tasarruf ettiriyor.

Şimdi arazinin sulama yönetimini de benzer bir sisteme taşımaya çalışıyorum. Toprak nem sensörlerinden gelen veriyle sulama zamanlamasını optimize etmek istiyorum. Henüz tam kuramadım; Cilvegözü tarafındaki parselde kablo altyapısı sorun çıkardı. İşin doğrusu, akıllı tarım dediğimizde herkesin aklında büyük işletmeler canlanıyor — ama 120 dönümlük bir çiftçi de bu sistemleri kurabilir, kurmalı da.

Dijital Taraftan Baktığımda Ne Görüyorum?

Ben hem çiftçiyim hem dijital pazarlama işi yapıyorum. Reyhanlı Reklam’ı kurduğumda tarım sektörünün dijitale bu kadar uzak olduğunu tahmin etmezdim. Yerel üreticilerin büyük çoğunluğunun hâlâ sosyal medyası yok, e-ticaret hesabı yok, hatta fotoğraflı bir ürün kataloğu bile yok.

Yani şunu söylüyorum: çiftçi hakları sadece tarla başında değil, ekran başında da savunulabilir. Kendi ürününü kendisi anlatan, fiyatını kendisi belirleyen, müşteriyle doğrudan buluşan üretici — bu bir hak, bir güç. Aracıyı tamamen ortadan kaldırmak mümkün değil, ama dengeyi değiştirmek mümkün.

Antakya OSB çevresindeki küçük işletmelerle konuştuğumda, tarım ürünleri işleyen pek çok firmanın da aynı sorunla boğuştuğunu görüyorum: üretici fiyatı biliyor ama son tüketiciye ulaşamıyor. Bu bir pazarlama sorunu olduğu kadar, bir güven ve altyapı sorunu da.

Çiftçi Hakkı Nedir, Gerçekten?

Bu soruya basit bir cevap vermek istemiyorum. Ama şunları söyleyebilirim:

  • Ürettiği ürünün gerçek değerini alabilmek — tarladan rafa kadar şeffaf bir fiyat zinciri.
  • Suya erişim güvencesi — kuraklıkla mücadelede çiftçiyi yalnız bırakmayan bir destek sistemi.
  • Teknolojiyle buluşma imkânı — akıllı tarım yatırımlarında küçük üreticiyi de kapsayan teşvikler.
  • Bilgiye erişim — toprak analizi, ürün rotasyonu, su yönetimi konularında pratik, sahaya inen eğitim.

Bunların hiçbiri hediye değil. Bunlar hak.

Toprağa Borcumuz Var

Reyhanlı’da yetişmek bana bir şeyi öğretti: bu toprak çok şey gördü. Savaşı gördü, göçü gördü, kuraklığı gördü, bolluğu gördü. Ve hep verdi. Çiftçi de öyle — hep verdi.

Geçen sezon arazide bir sabah erkenden sulama hattını kontrol ederken güneş Asi tarafından yükseliyordu. Yanımda komşum Mehmet Abi vardı, 40 yıllık çiftçi. “Bu toprak bizi besliyor, biz de onu tüketiyoruz” dedi. Durdum. Bir şey söyleyemedim.

Haklıydı. Akıllı tarım da, dijital pazarlama da, fiyat adaleti de nihayetinde aynı noktaya çıkıyor: toprağa ve onu işleyene saygı göstermek.

Üretene saygı.

Sıkça Sorulan Sorular

Tarım ve Çiftçi Hakları Günü neden 18 Mayıs’ta kutlanır?

18 Mayıs, Türkiye’de çiftçilerin emeğini ve tarımsal üretimin önemini kamuoyuna hatırlatmak amacıyla Tarım ve Çiftçi Hakları Günü olarak benimsenen tarihlerden biridir. Bu gün, üreticilerin sorunlarını görünür kılmak ve farkındalık oluşturmak için bir platform işlevi görür.

Üretici fiyatı ile tüketici fiyatı arasındaki fark neden bu kadar büyük?

Tarladan rafa uzanan zincirde toptancı, komisyoncu, nakliyeci ve perakendeci gibi birden fazla ara halka yer alır. Her halka kendi payını ekler. Üreticinin kilogram başına 4-5 lira aldığı bir ürün, bu aşamalardan geçerek 20-25 liraya ulaşabilir. Zincirin şeffaflaşması ve üreticinin doğrudan tüketiciye ulaşabilmesi bu farkı azaltır.

Akıllı tarım küçük üreticiler için uygulanabilir mi?

Evet, uygulanabilir. Büyük işletmelere özgü bir teknoloji olduğu düşünülse de toprak nem sensörleri, otomatik sulama ve akıllı yemleme sistemleri 50-150 dönüm aralığındaki işletmeler için de ekonomik açıdan anlamlı tasarruflar sağlayabilir. Başlangıç maliyeti yüksek görünse de yem israfı ve su tasarrufu gibi kalemler kısa sürede yatırımı amorti ettirir.

Kuraklıkla mücadelede çiftçi ne yapabilir?

Damla sulama sistemine geçmek, toprak nem ölçümüne göre sulama zamanlamak, ürün rotasyonu uygulamak ve kuraklığa dayanıklı tohum çeşitleri tercih etmek en temel adımlardır. Bunların yanı sıra toprak analizi yaptırarak gereğinden fazla veya az sulama yapılmasının önüne geçmek de önemlidir.


İsmail Döner — Reyhanlı’dan girişimci; dijital pazarlama ve SEO üzerine yazıyor, tarım ve teknoloji projeleri yürütüyor. Diğer yazılar: ismaildoner.com


Türkiye’nin %99’u: KOBİ Olmak Bu Demek

Türkiye'nin %99'u: KOBİ Olmak Bu Demek

Bu ülkeyi ayakta tutan şey istatistikte değil, çarşıda gizli.

Türkiye’deki işletmelerin yüzde doksan dokuzu KOBİ. Bunu ilk duyduğumda istatistik gibi geldi. Sonra Uzun Çarşı’da yürüdüm, dükkân dükkân baktım. Anlayış geldi.

Bugün 27 Haziran. Dünya KOBİ Günü. Kutlama metni yazmak istemedim. Çünkü kutlama metinleri genellikle bu insanların gerçeğine dokunmuyor. Bunun yerine biraz düşündüm: KOBİ olmak ne demek? Benim için ne demek, Hatay için ne demek, Reyhanlı için ne demek?

Küçük Olmak Zayıf Olmak Değil

Açıkçası, “KOBİ” kelimesi beni hep rahatsız etti. İçinde bir küçümseme tını var gibi hissettiriyor. Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletme. Sanki büyümek bekleniyormuş da henüz olamamış gibi bir çağrışım. Oysa mesele hiç öyle değil.

Cilvegözü sınır kapısının hemen öte yakasında sabah beşte kapısını açan aktarı düşünün. Ya da Reyhanlı’da üç nesil boyunca aynı tezgâhta zeytinyağı satan aileyi. Bunlar “henüz büyüyememiş” işletmeler değil. Bunlar bilinçli olarak yerel kalan, insanla yüz yüze duran, semtinin ekonomisini taşıyan omurgalar.

Bir kurumsal şirketin muhasebe departmanı kadar çalışanı yok, evet. Ama o kurumsal şirketin CEO’su sabah 06.30’da kendi deposuna girerek stok saymıyor. KOBİ sahibi sayıyor.

Deprem, Enkaz ve Diriliş

Şubat 2023. Hatay için bu tarih bir milat. Ben de oradaydım, herkes gibi. Antakya’nın ortasında, Asi Nehri kıyısında yüzyıllık çınarların gölgesinde duran o çarşıların yerle bir olduğunu gördüm. Antakya OSB’deki fabrikaların bir kısmı hâlâ çalışamıyor. Kimi esnaf sıfırdan başlamak zorunda kaldı; kimi kiraladığı dükkânın enkazını kendi elleriyle kaldırdı.

İşin doğrusu, o dönemde en çok zorluk yaşayan kesim büyük şirketler değildi. Büyük şirketlerin sigortası var, hukuk birimi var, kriz yönetim protokolü var. KOBİ’nin sigortası çoğunlukla kendisi. Direnci de kendisi. Kaynağı da.

Ama şunu da gördüm: en hızlı toparlayanlar da onlardı. Çünkü KOBİ sahibi bürokratik onay beklemez. Karar alır, sabah uygular. Reyhanlı’da bir akrabam, depremden üç ay sonra küçük bir konteyner alanda yeniden dükkân açtı. Sermayesi yoktu tam anlamıyla. Ama müşterisi vardı. Müşteri güveni, bazen banka kredisinden daha sağlam bir sermaye.

Hatay’da deprem sonrası dirilen her küçük işletme, aslında bir ekonomik mektup gibi: “Hâlâ buradayız.”

Arazimden Öğrendiklerim

Ben de bir KOBİ’yim. Birden fazla alanda. Reyhanlı’da 120 dönüm arazim var; zeytin, tahıl, bir de akıllı besi ünitesi kuruyorum. Dijital pazarlama tarafında Reyhanlı Reklam’ı kurdum. Her iki alanda da aynı gerçekle karşılaşıyorum: Büyüklük değil, esneklik kazandırıyor.

Arazide bir sorun çıktığında —sulama arızası, hayvan sağlığı meselesi, beklenmedik maliyet— büyük bir holding gibi komite toplantısı yapamam. Çözümü ben bulmak zorundayım, o gün, o saat. Bu yorucu. Ama aynı zamanda kaslandırıcı. Her çözülen sorun bir sonrakini daha hızlı çözme kapasitesi kazandırıyor.

Açıkçası bu konuda bir özeleştiri de yapmalıyım: uzun yıllar boyunca “küçük kalmak” ile “verimli kalmak”ı karıştırdım. İkisi aynı şey değil. Küçük ölçekli kalmak bilinçli bir tercih olabilir; ama verimsiz kalmak bir hata. Dijital araçları, yapay zekâ destekli sistemleri çiftçilik tarafıma entegre etmem gerektiğini geç fark ettim. Şimdi yapıyorum, ama daha önce başlamalıydım.

Türkiye’nin Gerçek Motoru

Yüzde doksan dokuz rakamı tekrar aklıma geliyor. Yani Türkiye’de bir işletme kuruyorsanız, neredeyse kesinlikle KOBİ kuruyorsunuz. İstihdam mı? Özel sektör istihdamının yüzde yetmişinden fazlası KOBİ’lerde. Katma değer mi? Yüzde ellinin üzerinde.

Buna rağmen KOBİ’ler hâlâ en zor kredi koşullarıyla, en uzun bürokratik süreçlerle, en kısıtlı eğitim kaynaklarıyla çalışmak zorunda. Bu bir paradoks. Ülkenin motoru olan kesim, aynı zamanda en az desteklenen kesim.

Yine de şikâyet etmek değil amacım. Çünkü şikâyet eden KOBİ sahibi az görmüyorum etrafımda; ama iş yapan da az değil. Ve iş yapanların ortak özelliği şu: sistemi beklemiyorlar. Sistemi kendileri kuruyorlar, küçük ölçekte de olsa.

Reyhanlı’dan Bir Kesit

Geçen hafta Reyhanlı’da esnafla konuşurken fark ettim: herkesin bir “yeniden başlangıç” hikâyesi var artık. Deprem öncesi, deprem sonrası diye ayrışıyor anlatılar. Kimisi daha küçük bir dükkânda devam ediyor. Kimisi tamamen farklı bir sektöre geçti. Bir tanıdığım zeytincilikten lokal kargoya döndü; çünkü talebi oradan gördü.

İşte bu çeviklik. KOBİ’nin en büyük silahı bu. Pazar değişince ürün değiştiriyorsunuz. Talep kayıyorsa siz de kayıyorsunuz, ama devrilmeden.

Uzun Çarşı’nın o dar sokaklarında yürürken hep aynı şeyi düşünürüm: bu çarşı kaç tane ekonomik kriz, kaç tane afet, kaç tane savaş gördü? Ve hâlâ ayakta. Çünkü oradaki esnaf kurumsal hafızayla değil, ailevi dirençle ayakta duruyor. Baba oğula, oğul toruna aktarıyor. Sadece mesleği değil, hayatta kalma bilgisini.

Bugün Ne Düşünüyorum?

Dünya KOBİ Günü’nde şunu söylemek istiyorum: bu insanlar tebrik e-postası değil, somut kolaylık hak ediyor. Daha hızlı kredi. Daha az bürokratik yük. Dijitalleşme konusunda gerçek rehberlik — soyut seminerler değil, elle tutulur araçlar.

Ben kendi payıma bu konuda elimden geleni yapmaya çalışıyorum. Hem arazimde hem dijital tarafta öğrendiklerimi paylaşmak, küçük işletmelerin dijital görünürlük sorununa eğilmek. Reyhanlı Reklam’ı da bu ihtiyaçtan kurdum zaten.

Yani bugün bir KOBİ sahibiyle karşılaşırsanız, “tebrikler” demek yerine şunu sorun: “Nasıl yardımcı olabilirim?” Çünkü onlar zaten başardıklarını biliyorlar. Asıl ihtiyaçları takdir değil, zemin.

Hatay’da, Reyhanlı’da, bu ülkenin dört bir yanındaki o küçük tezgâhlar, atölyeler, tarlalar — bunların her biri birer ekonomik irade. Bugün onlara selam olsun.

Sıkça Sorulan Sorular

Dünya KOBİ Günü neden 27 Haziran’da kutlanıyor?

Birleşmiş Milletler, küçük ve orta ölçekli işletmelerin küresel ekonomideki kritik rolünü vurgulamak amacıyla 6 Nisan 2017’de aldığı kararla her yılın 27 Haziran’ını Dünya KOBİ Günü olarak ilan etmiştir.

Türkiye’de KOBİ’lerin ekonomideki payı ne kadar?

Türkiye’deki işletmelerin yaklaşık yüzde doksan dokuzu KOBİ niteliği taşımaktadır. Özel sektör istihdamının yüzde yetmişinden fazlası ve katma değerin yüzde ellinin üzerindeki kısmı bu işletmeler tarafından üretilmektedir.

Deprem sonrası Hatay’da KOBİ’ler nasıl toparlandı?

Şubat 2023 depreminin ardından Hatay’daki pek çok küçük işletme, büyük kurumsal yapıların aksine hızlı karar alma ve yerel müşteri bağlılığı sayesinde kısa sürede yeniden faaliyete geçebildi. Konteyner çarşılar, geçici atölyeler ve dijital satış kanalları bu süreçte belirleyici rol oynadı.

KOBİ’lerin en büyük rekabet avantajı nedir?

Çeviklik. Büyük şirketlerin komite kararı gerektiren değişiklikleri KOBİ’ler günler hatta saatler içinde hayata geçirebilir. Pazar koşulları değiştiğinde ürün, hizmet veya iş modelini hızla adapte etme kapasitesi, küçük işletmelerin en güçlü silahıdır.


İsmail Döner — Reyhanlı’dan girişimci; dijital pazarlama ve SEO üzerine yazıyor, tarım ve teknoloji projeleri yürütüyor. Diğer yazılar: ismaildoner.com


Hatay’daki İşletmeniz İçin Web Sitesi Neden Önemli?

Günümüzde insanlar bir ürün veya hizmet aramadan önce genellikle internete başvuruyor. Reyhanlı ve Hatay’daki potansiyel müşterileriniz de sizi Google’da arıyor olabilir. Bu nedenle kurumsal bir web sitesine sahip olmak, yerel işletmeler için artık bir tercih değil, bir ihtiyaç haline gelmiştir.

Web Sitesi Olmadan Neler Kaybediyorsunuz?

Web sitesi olmayan bir işletme, Google araması yapıldığında görünmez. Rakiplerinizin web sitesi varken sizinki yoksa, müşteri neredeyse her zaman rakibinizi tercih eder. Ayrıca web sitesi, işletmenizin güvenilirliğini artıran önemli bir araçtır.

Google’da Yerel Arama Avantajı

“Reyhanlı reklam ajansı” veya “Hatay web tasarım” gibi aramaları yapan kullanıcılar, doğrudan bölgenizdeki işletmelere yönelir. Yerel SEO çalışmaları ile web sitenizi bu aramalarda üst sıralara taşımak mümkündür. Bu, size hem bölgesel görünürlük hem de daha fazla müşteri getirir.

Mobil Uyumlu Tasarım Şart

İnternet kullanıcılarının büyük çoğunluğu artık mobil cihazlardan geziniyor. Bu nedenle hazırlayacağınız web sitesinin her ekran boyutuna uygun, yani responsive olması gerekiyor. Mobil uyumlu olmayan bir site, ziyaretçilerin büyük bölümünü kaybetmenize neden olabilir.

Bir Sonraki Adım

Eğer işletmeniz için profesyonel bir web sitesi düşünüyorsanız, ihtiyaçlarınızı değerlendirerek en uygun çözümü birlikte belirleyebiliriz. İletişim sayfam üzerinden benimle iletişime geçebilirsiniz.

Küçük İşletmeler İçin Sosyal Medya Yönetimi: Nereden Başlamalı?

Reyhanlı ve Hatay’daki birçok küçük işletme sahibiyle görüştüğümde, en sık duyduğum sorulardan biri şu oluyor: “Sosyal medyada nasıl var olacağız?” Bu yazıda, dijital pazarlamaya yeni başlayan işletmeler için temel adımları paylaşmak istedim.

Hangi Platform Sizin İçin Uygun?

Her işletmenin hedef kitlesi farklıdır. Yerel bir esnaf için Facebook hâlâ güçlü bir araçken, genç kitleye yönelik bir işletme için Instagram daha etkili olabilir. Platforma karar vermeden önce müşterilerinizin kim olduğunu düşünmenizi öneririm.

Düzenli İçerik Paylaşımı

Sosyal medyada görünürlük için en önemli faktörlerden biri düzenlilik. Haftada birkaç kez kaliteli içerik paylaşmak, ayda bir büyük paylaşım yapmaktan çok daha etkilidir. Ürünlerinizi, hizmetlerinizi veya iş yerinizdeki günlük anları paylaşmak iyi bir başlangıç noktasıdır.

Görsel Kalitesi Önemli

Sosyal medyada dikkat çekmek için görseller kritik bir rol oynar. İyi aydınlatılmış, net ve ilgi çekici fotoğraflar kullanmak sayfanızın profesyonel görünmesini sağlar. Grafik tasarım konusunda destek almak, markanızın algısını güçlendirebilir.

Reklam Bütçesini Akıllıca Kullanmak

Belirli bir bütçeyle Google Ads veya Facebook reklamları ile hedef kitlenize ulaşmak mümkündür. Doğru hedefleme yapıldığında küçük bütçelerle dahi anlamlı sonuçlar elde edilebilir. Önemli olan, reklamlarınızı sürekli takip ederek optimize etmektir.

Sosyal medya yönetimi veya dijital reklam danışmanlığı hakkında daha fazla bilgi almak isterseniz, benimle iletişime geçmekten çekinmeyiniz.

İsmail Döner Kimdir? Reyhanlı’dan Bir Girişimci ve Reklamcının Hikayesi

1987 yılında Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde dünyaya geldim. İlk ve ortaöğrenimimi Reyhanlı’da tamamladıktan sonra yükseköğrenim için Mustafa Kemal Üniversitesi Pazarlama Bölümü’ne başladım. Yıllar içinde Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi, Mustafa Kemal Üniversitesi Bilgisayar Destekli Tasarım ve Animasyon Bölümü ile Atatürk Üniversitesi Adalet Bölümü’nde eğitimimi sürdürdüm.

Eğitim ve İş Hayatı

2008 yılında Reyhanlı’da kurduğum Filiz Reklam ile reklam sektörüne adım attım. O günden bu yana web tasarım, grafik tasarım ve dijital pazarlama alanlarında çalışmalarımı Reyhanlı Reklam çatısı altında sürdürüyorum. Bu süreçte Reyhanlı Belediyesi, Mustafa Kemal Üniversitesi ve bölgedeki pek çok işletmeyle çalışma fırsatı buldum.

Girişimcilik Deneyimleri

2015 yılında Hatay Reyhanlı’da 0-6 yaş arası çocuklara hizmet veren Özel Minik Yıldızlar Kreş ve Gündüz Bakım Evi’nin kuruculuğunu üstlendim. 2020 yılında ise sağlık sektöründe yer alan Koç Medikal Ürünleri firmasında Sorumlu Müdür olarak göreve başladım.

Sosyal Sorumluluk

İş hayatımın yanı sıra toplumsal faaliyetlere de önem veriyorum. Reyhanlı Gönül Pınarı Derneği’nde 2012 yılından bu yana Genel Koordinatör olarak gönüllü şekilde çalışıyorum. Derneğin tüm faaliyetlerinde aktif rol alarak Reyhanlı’ya katkı sağlamaya çalışıyorum.

Reklam, web tasarım ya da sosyal medya danışmanlığı konusunda yardıma ihtiyaç duyarsanız, iletişim sayfam üzerinden benimle irtibata geçebilirsiniz.

Reyhanlıda Web Tasarım ve Dijital Reklam Hizmetleri

Reyhanlı’da Web Tasarım ve Dijital Reklam Hizmetleri

Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde 2008 yılından bu yana reklam ve web tasarım alanında hizmet veriyorum. Reyhanlı Reklam çatısı altında sunduğum hizmetler; kurumsal web sitesi tasarımı, grafik tasarım, sosyal medya yönetimi ve Google reklam danışmanlığından oluşmaktadır.

 

Web Tasarım Hizmetleri

 

Günümüzde işletmelerin dijital dünyada var olması kaçınılmaz bir ihtiyaç haline gelmiştir. Profesyonel bir web sitesi, potansiyel müşterilere ulaşmanın en etkili yollarından biridir. Hatay ve Reyhanlı’daki işletmelere özel olarak tasarladığım web siteleri; mobil uyumlu, hızlı yüklenen ve kullanıcı dostu arayüzlerle hayata geçirilmektedir.

 

Sunduğum web tasarım hizmetleri şunlardır:

 

– Kurumsal web sitesi tasarımı

– E-ticaret sitesi kurulumu

– WordPress tabanlı yönetilebilir siteler

– Mevcut sitelerin yenilenmesi ve güncellenmesi

 

Grafik Tasarım ve Reklam Hizmetleri

 

Adobe Photoshop ve CorelDraw programlarını aktif olarak kullandığım grafik çalışmalarımda; tabela tasarımı, broşür, katalog, kartvizit ve sosyal medya görselleri hazırlamaktayım. Yıllar içinde Reyhanlı Belediyesi, Mustafa Kemal Üniversitesi ve bölgedeki pek çok işletmeyle çalışma fırsatı buldum.

 

Sosyal Medya ve Google Reklam Danışmanlığı

 

Facebook, Instagram ve Google Ads platformlarında reklam kampanyaları oluşturmak ve yönetmek konusunda deneyim sahibiyim. Doğru hedef kitleye ulaşmak, reklam bütçesini verimli kullanmak ve ölçülebilir sonuçlar elde etmek için stratejik bir yaklaşım benimsiyorum.

 

Reyhanlı ve Hatay’daki işletmeniz için dijital dünyada daha görünür olmak istiyorsanız, iletişim sayfam üzerinden bana ulaşabilirsiniz.