
Hatay’ın gençleri iş ister; iş de gençlerini ister.
Ben bunu Reyhanlı’da çok gördüm. Bir gencin gözü, sabah dükkan kepenginin önünde başka, akşam evinde başka bakar. İçinde bir sıkışma varsa, o sıkışma sadece para değildir. Umut eksikliğidir. Bir meslek tutunacak dal olur. Çıraklık da bazen bir çocuğun hayatını yerinden oynatan ilk sağlam adımdır.
Açıkçası, genç işsizliği konuşurken en çok eksik bıraktığımız yer burası. Herkes “iş yok” diyor, haklı. Fakat işin doğrusu, bazı işler var; onları yapacak eli, sabrı, ustayı bulmak zorlaşıyor. Kuaförde, marangozda, demircide, oto elektrikte, seramikte, iklimlendirme işinde, tarım makinelerinde… Reyhanlı’da bir esnafın yanında başlayıp, Hatay’ın her ilçesine açılabilecek kadar kıymetli meslekler bunlar.
Ben çocukken Uzun Çarşı’da gezerken dükkânların önünde bekleyen çırakları hatırlıyorum. Kimisi ekmek getirirdi, kimisi mal dizerdi, kimisi ustasının gözünden ne istediğini öğrenirdi. O günlerin ayrı bir terbiyesi vardı. Her şey kolay değildi ama insan öğrenerek büyürdü. Bugün de aynı ihtiyaç var. Sadece adını değiştirdik. Çıraklık dedik, staj dedik, beceri dedik. Asıl mesele aynı kaldı: Genç, bir işin içinde pişecek.
Hatay gibi alın terini iyi bilen bir şehirde meslek lisesi küçümsenecek yer değil, tam tersine ailelerin gurur duyacağı bir yol olmalı. Bir çocuk lisede sadece ders değil, el becerisi, sorumluluk, iş disiplini öğrendi mi; o çocuk yarın kendi ayakları üzerinde durur. Ben kendi arazimde ve akıllı besi ünitemde bunu defalarca gördüm. Bilgi yetmez. El alışkanlığı, dikkat, zamanlama ve sabır da gerekir. Toprağa dokunmadan tarımı anlayamazsınız. Hayvana yalnızca uzaktan bakarak besicilik öğrenemezsiniz. Meslek de böyledir. İçine girmeden olmaz.
Bakın, Reyhanlı’dan göç meselesi sadece nüfus meselesi değil. Genç burada tutunamazsa, aile de yerinde kalmakta zorlanır. İnsan önce iş arar, sonra çevre arar, sonra geleceğini başka yerde kurmaya başlar. Bu döngüyü kırmanın yolu, gençlere “gitme” demek değil; burada kalabilecekleri bir düzen kurmaktır. Bir berber yanında iş öğrenen genç, bir kaynak ustasının yanında elini yakmaktan korkmadan çalışan delikanlı, bir bilgisayarcının yanında kabloyu, sistemi, müşteriyi öğrenen kızımız… Bunlar Reyhanlı’nın geleceğidir.
Şunu da dürüstçe söyleyeyim: Her genç üniversiteye gitmek zorunda değil, ama her genç bir yetenekle buluşmak zorunda. Biz bazen çocukların önüne tek bir yol koyuyoruz. O yol da herkese uymuyor. Sonra “gençler niye uzaklaşıyor?” diye soruyoruz. Çünkü insana uygun yol çoğalınca, gönül de memleket de rahat eder.
Antakya OSB tarafına yolu düşenler bilir; orada emeğin bir ritmi vardır. Makine sesi, vardiya telaşı, çay molasındaki kısa sohbet… Hepsi bir kültürdür. O kültürün içine iyi yetişmiş genç girerse, hem üretim güçlenir hem de genç kendini işe yarar hisseder. İşe yarama duygusu küçümsenmesin. Bir gencin hayatını bazen maaştan önce o duygu toparlar.
Ben Reyhanlı Reklam’ı kurarken de hep aynı şeyi düşündüm: İnsanlar sadece ilan değil, yönlendirme ister. Bir ustanın görünmesi, bir atölyenin tanınması, bir mesleğin değer görmesi için doğru anlatım gerekir. Ama bu iş reklamla bitmez. Asıl iş, o gencin kapıdan içeri girip “Ben çalışmak istiyorum” diyebilmesidir. O cümle, birçok evin kaderini değiştirir.
Cilvegözü yolunda bazen araçların akışına bakarım. Hareket var, ticaret var, geçiş var. Fakat en kıymetli geçiş, bir gencin okuldan işe, işten ustalığa geçtiği geçiştir. O geçiş olursa memlekette umut kalır. O geçiş olmazsa, en parlak çocuk bile kendine yabancılaşır.
Elbette her şey toz pembe değil. Esnafın yükü ağır. Usta bazen yeni çırak bulmakta zorlanıyor, genç de ilk günlerde sabırsız davranabiliyor. Bunu inkâr edemem. Ama güzel taraf şu: Aynı masada oturunca, aynı işi omuzlayınca bu pürüzler azalıyor. Kişi kişiyi tanıyor. Usta gence sadece iş öğretmiyor; dakik olmayı, sözünde durmayı, müşteriye saygıyı öğretiyor. Genç de ustaya yeni dünyanın dilini getiriyor. Yani iki taraf da kazanıyor.
Asi Nehri kıyısında yürürken hep şunu düşünürüm: Su akıyor, hayat akıyor, zaman geçiyor. Biz geride kalan her gence bir kapı açabiliyor muyuz? Bir kaynak atölyesi, bir bakım servisi, bir ziraat işi, bir dijital ajans, bir fırın, bir tamir dükkânı, bir seracılık alanı… Bunların her biri genç için ekmek kapısıdır. Ve her biri Hatay için yerinde kalma sebebidir.
Gençlerimize şunu söylemek isterim: Bir meslek küçümsenecek şey değil. Temiz bir ustalık, dürüst bir emek ve sevdiğin işe bağlılık insanı ayakta tutar. Ailelere de şunu söyleyeyim: Çocuğunuzun eline bir anahtar, bir tornavida, bir ölçü aleti, bir bilgisayar klavyesi, bir budama makası almasını ciddiye alın. O eller memleketi taşır.
Benim içimden geçen net: Reyhanlı’nın, Hatay’ın gençleri burada çalışsın, burada büyüsün, burada ev kursun, burada üretsin. Göç etmek zorunda kalmasınlar. Usta-çırak bağı yeniden güçlensin. Meslek lisesi bir yedek yol değil, itibarlı bir başlangıç olsun. Esnafın yanında öğrenilen her iş, aslında bir şehrin geleceğine atılmış sağlam bir düğümdür.
Bugün 3 Ağustos 2026. Genç işsizliği sadece sayılarla konuşulacak bir konu değil. Bir evin sofrası, bir annenin kaygısı, bir babanın sessizliği, bir gencin içindeki sıkışma demek. O yüzden meseleyi sadece dertlenerek değil, birlikte yol açarak konuşmalıyız. Usta kapısını açarsa, genç de adım atar. Şehir sahip çıkarsa, çocuk da kalır.
Ben buna inanıyorum. Çünkü Reyhanlı’nın mayasında dayanışma var. Hatay’ın mayasında emek var. Ve emek olan yerde umut da büyür.
Sıkça Sorulan Sorular
Genç işsizliğinde en hızlı çözüm ne olur?
Meslek lisesi ile esnaf yanında çıraklığı birleştiren, sahada beceri kazandıran yol en hızlı ve kalıcı çözümlerden biridir.
Reyhanlı’dan göçü ne durdurur?
Gençlerin burada gelir elde edebileceği işler, meslek öğrenme imkânı ve yerel dayanışma göçü azaltır.
Meslek eğitimi neden önemli?
Çünkü diploma tek başına yetmez; el becerisi, disiplin ve ustalık gençleri iş hayatında ayakta tutar.
İsmail Döner — Reyhanlı’dan girişimci; dijital pazarlama ve SEO üzerine yazıyor, tarım ve teknoloji projeleri yürütüyor. Diğer yazılar: ismaildoner.com